HAYAT DEVAM EDiYOR

Küçücük yeni odamın kapı karşısındaki duvara paralel duran kanepesinde ayaklarımı uzatmış, karşımdaki açık pencereden gelen hafif rüzgar ve kuş sesleri eşliğinde dizimin üstündeki bilgisayara kelimeler yazıyorum.

 Biraraya geldiklerinde bir anlam bütünü oluşturan ve duygularımızı ifade eden, ortaya çıktıkça içimizdekileri açığa çıkaran, her halleriyle bizden izler taşıyan kelimeleri yazıyorum.

Kelimeler ortak bir dil unsuru olmasına rağmen nasıl telaffuz ettiğimize, hangi diğer kelimelerin yanında, önünde ve arkasında kullandığımıza, hangi yan anlamlar kattığımıza göre özelleşiyor ve aynı kelime milyonlarca insanın ağzından veya kaleminden çıkarken milyonlarca tür, şekil ve anlama bürünebiliyor.

“Konuş ki seni görebileyim” diyen İngiliz atasözü bunu ifade ediyor sanırım.

Yağmurun anlamı, damlanın anlamı, insanın anlamı, çiçeğin anlamı yerden yere, kişiden kişiye, zamandan zamana çok değişik haller alıyor.

Gurbet anlamını değiştiriyor zamanla. Doğduğun yerden ayrılmakken bir zamanlar, sonra rahat olduğun yerden ayrılmak anlamına geliyor. Başka bir zaman da dostlarından, kendini rahat ifade edebildiğin, kelimelerin hemen her türlüsünü yanlış anlaşılmak kaygısından azade olarak kullanabildiğin dostlarından ayrılmak gurbet oluyor.

Dostluk, ortak kelimeler varsa dostluk oluyor aslında. Aynı seslere aynı anlamları yükleyebiliyorsak dost olmuşuz anlamına geliyor. Aynı espriye gülebiliyorsak, aynı kelimeler aynı önemi ifade ediyorsa, aynı şarkı sözleri titretiyorsa kalplerimizi, aynı kavramları anlamak etrafında dönüyorsa bazı konuşmalar, aynı eşya isimleri aynı görüntüleri canlandırıyorsa zihnimizde, dostuz demek oluyor bütün bunlar.

Ve gurbet, kelimelerin yetim kalması demek oluyor.

Önceden nice anlamlar yüklediğimiz kelimeleri şimdi kullandığımızda o eski anlamı anlayacak insan yoksa etrafımızda, gurbete düşmüşüz demektir bir süredir.

Kelimeler, kavramlar ve anlamlar inşa etmek kısa zaman almıyor; emek istiyor, arkadaş istiyor, zaman istiyor.

Ve yeni bir yere gitmek, yeni emekler, yeni insanlar, yeni mekanlar getiriyor.

Saat aynı saat, güneş aynı güneş, insan aynı insan, su aynı su, hava aynı hava, hatta biz belki aynı biziz; ama kelimeler aynı kelimeler değil artık. Sahip olduğumuz bazı kelimelerin anlam formlarını yeniden şekillendirmemiz, yeni emekler vermemiz ve yeni yorulmalar sergilememiz gerekiyor.

Önceden size bakınca bazı anlamlara gelen ve o anlama gelmesi için de bir süre geçmesi gereken hareketlerinizin, yeni bir yerde yeniden aynı veya benzer süreçlerden geçmesi gerekiyor.

Pencereden gelen kuş sesleri farklılaşıyor şimdi. Başka kuşlar var havada uçan. Başka sesler var bana seslenen. Güneşin açısı değişiyor her daim. Vücudum değişiyor, ruhum başkalaşıyor.

Ben artık eski ben değilim.

Yeni bir ben çıkıyor ortaya. Bir açıdan, yaşananlardan dersler çıkarmış ve yeni kararlar almış bir ben; başka açıdan, bazı konularda yorulmuş ve artık o konularla meşgul olmak istemeyen bir ben; diğer bir açıdan, bazı konularda aslında daha farklı da düşünülebileceğini, daha farklı da hareket edilebileceğini fark etmiş bir ben. Zaman kelimesi, mekân kelimesi benim için başka çağrışımlarda bulunuyor artık. Evlilik-bekârlık, gençlik-yaşlılık, olgunluk-cahillik, bunların zihnimdeki karşılıkları farklı haller almaya başlıyor.

Kuşlar hala ötüyor, arabalar hala bir yerlerden bir yerlere akıyor, insanlar hala gelişiyor, değişiyor, ben hala yeni şeyler yaşıyor, yeni şeyler görüyor, yeni kelimeler duyuyorum. Ağaçlar hala çiçek açıyor, canlılar hala yaşam mücadelesi veriyor. Devamlı bir akış içinde bulunan bu hayatta durmak isteyenler pek huzurlu olamıyor. Akışı yavaşlatanlar mutlu bırakılmıyor. “Artık yeni şeyler söylemek lazım” diyen, belki de bunu göz önünde bulunduruyor.

Kontrolü elden bırakmamak gerekiyor bu yüzden;

Çünkü hayat devam ediyor…

EMRAH ÇELİK

Şu ana kadar 1 yorum

  1. zerdali on Nisan,13, 2008

    her şeye ragmen devam ediyor hayat……

Leave a reply